Bir Boşlukta Kendini Bulmak

Var olduğunun farkında olmadan varlığını devam ettiren insanoğlunun ortak sorunuydu kendini kaybetmek. Peki kendini bulmak kaç kişiye ödül olarak verilmişti? Kendini bulmak bir ödül müydü yoksa yaşamdan tat alabildiğin zamana doğru bir başlangıç mı? Şüphesiz kendini kaybeden her insanın kendini araması beklenirdi ama kendini aramak için illa kendini kaybetmek mi gerekli?

İnsan kendi varlığının farkındayken de aramalı kendini. Tepkilerinde, duygularında, yazdıklarında ve çizdiklerinde, yer yer yalnızlığında, sıkça hatalarında gizlidir insanın benliği. Bu benliği bir ‘ben’lik duygusu olarak değil; her günün her bir saatinde kendini arayan bir insanın yol göstericisi olarak görmek gerekli. Çünkü insan kendi benliğini kendinde kaybeder, kendinde arar ve yine kendinde bulur. Yer yer bir rüzgarda savrulur, bir boşlukta döner durur yalnızlık hissiyle. Her düşüşünde kendinden bir parça kaybeder ama farkında değildir. Aslında boşlukta da değildir; sadece yorulup duracağı günü bekleyen ve dünyayı aydınlattığının farkında bile olmadan dünyanın etrafında dönüp duran bir ‘ay’ gibidir O’nun yalnızlığı. Yörüngesinden ayrılırsa bir boşlukta kaybolup gideceğini düşünür sürekli. O yüzden var gücüyle dönüp durur dünyanın etrafında. Kaybetmekten korktuğu dünya değil kendisidir aslında.

Ve gün gelecek, o yalnızlık hissiyle dönüp dururken yavaşladığı bir anda kaybetmekten korktuğu ne varsa kaybedecek, yaşamaktan korktuğu tüm duyguları tecrübe edecek ve bu tecrübeyle birlikte daha da yavaşlayacaktır. Yavaşlamanın o kadar da kötü olmadığını -tam da bu anda- yetişmesi gereken bir şey kalmadığında anlayacak ve buna da alışacaktır -Alışmazsa yaşayamaz-. Zaman artık eskisi gibi hızlı akmadığından, hatta bazen hiç geçmediğinden olsa gerek; durup düşünecek vakit bulacak ve boşlukta olmadığını fark edecektir. O artık dünyanın etrafında dönüp duran bir cisim değil, keşfedilmeyi bekleyen bir gezegen edasıyla salacak kendini evrenin uçsuz bucaksız derinliğine. Eskiden kaybolmaktan korktuğu o boşluk eskisi kadar korkunç gelmeyecek; yaşamaya hazır yeni bir hayat gibi sunacak kendini tüm güzelliğiyle.