Bize Ait Olmayan Zaman
Hakan KaşıkDünyada insanların rahat yaşaması adına yada konfor alanını artırmak adına bir çok gelişmeler olmakta ve devam etmektedir. İnternet ağları, ulaşım araçları, kullandığımız tüm eşyalar doğrudan yahut dolaylı olarak daha pratikliği, işlevselliği ve kolaylığı vaat etmektedir. Bundan çok değil yüz yıl evvelinde Amerika’ya gitmek pek zahmetli olsa gerekir. Çocuğunu askere gönderen kişinin ondan aylarca süren mektup haricinde haber almaması söz konusudur. Şuan bir dakikada gönderdiğimiz ileti geçmişte ciddi bir zaman kaybına sebebiyet veriyordu. Zamandan tasarruf edildi belki ama bu tasarruftan insanların büyük kısmı nasibini alamamıştır.
Mesailer bir hayli fazla, insanlar yoğun bir telaş içerisinde, zaman bir türlü yetişmemektedir. Zamanın yetmediği, günlerin verimli kullanılamaması her bireyi kapsamasa da büyük bir çoğunluğun ortak şikayetidir. Zamandan tasarruf yahut zamanı avantaja çevirme insanların büyük çoğunluğu içine almamış olsa da bu işi dizayn eden başları ciddi şekilde zengin etmiştir. İmkan var ise bundan faydalananın biz olmadığı sabittir. Aksine bizim adımıza daha da kötüye gitmiş gibi duruyor. Eminim ki günümüzün sağladığı imkanların olmadığı zamanlar insanlar kendilere daha çok zaman ayırabilmekte ve daha keyifli hayat sürmekteydi.
Karmaşıklaşan şehir hayatında bireyin gelir durumu ile küçük bir toprak parçası yahut küçük bir toprak parçasının üzerine kurulmuş kat yığınında konaklayacağı yeri alması yıllarca çalışmasına sebebiyet vermektedir. Bebek dünyaya gelir, büyür ve kendine yer edinmek adına -şanslı değilse- ciddi bir çalışmaya tabiri caizse köle olmaya mahkumdur. Köle tabirini sadece maddi kazanç kapsamında değil sistemin gereği bakımından belirtmekteyim. Hayata maruz kalan bireyimiz pek tabi düşünmesine fırsat bulamaz, hayat pek hengamelidir. Aynı zamanda kurallar pek önceden koyulduğundan dayatılana itiraz etme cüretini bulamaz. Zira bu cüreti bulmazdan evvel itiraz etmesinin gereğinin dahi farkına varamaz.
Zamanımızı iyice daralttılar. Bunu sadece iş yerindeki mesai anlamında kastetmiyorum. Elimize telefon verdiler. Karşımıza televizyon koydular. Sokaklarımızı zihnimizi yoran, kulaklarımızı tırmalayan bir hale getirdiler. İnsanlarımızı tahammülsüz ve aç gözlü kıldılar. Herkese sahte hayatlar biçtiler. Bundan sebep ile mesai aslında hiç tükenmek bilmiyordu . Zamanı elinde olan pek insanımız kalmadı. Kendimize küçük zamanlar yaratmak istesek de kendimize dahi sabırlı olmadığını pek azımız fark etti. Zihinleri uyuşturmak ilaç gibi geliyor artık. Artık zaman daralıyor.