DİBACE

Tercüme ve Şerh: Muhammed İkbal Çifçi

Hamd Allah’ındır; hikmetleri makam-ı akdem’den dosdoğru tarikin ahadiyyeti ile kelimelerin kalbi (kulubu’l kelim) üzere inzal edenindir;  milletlerin ihtilafından dolayı din ve mezhepler çeşitli olsa bile. Ve Allah’ın salatı ihsan (cûd) ve kerem hazinelerinden en adil (akvem) söz ile himmetlere imdat eden Muhammed (sav) ve alinedir.

Bundan sonra: Hiç kuşkusuz bir mübeşşirede Muharrem’in son onunda Şam’da Resulullah’ı gördüm. Elinde (sav) bir kitap vardı. Bana dedi ki: “Bu kitap Fususu’l Hikem’dir. Bunu al ve onu insanlara ihraç et/bildir; ondan istifade etsinler.”  Dedim ki: “İşitme ve itaat, Allah’a, Rasul’e ve emrolunduğumuz Ulu’l Emre’dir. Bu kitabı, kast ve himmetten soyutlanarak, Rasulullah’ın sınırladığı şekilde, artırma ve azaltma olmaksızın niyeti muhakkik ve muhlis kılarak aktardım. Allah’tan niyaz ettim ki beni onda ve bütün hallerimde şeytanın sultasından uzak kıldığı kullarından eylesin. Beni, parmaklarımla yazılan, dilimle söylenen ve canımın üzerinde toplanan her şeyde Subbuhi ilka ile sadrdaki (ru’) ruhani nefese tahsis etsin. Öyle ki mütehakkim değil, yalnızca mütercim olayım. Bu suretle, kalp sahibi Ehlullah bu kitabın Kudsiyyet Makamından olup, kendisine şüphe karışan nefsani arazlardan münezzeh olduğunu tahkik etsin. Hakk Teala’nın duamı işitip nidama icabetini dilerim. Bana ilka edilen ne ise onu ilka ettim ve bu satırlara bana inzal olunandan başkasını inzal etmedim. <Buna rağmen ben> ne bir Nebi’yim ne de bir Resul; yalnızca Varis ve ahiretime harisim.

Allah’ı işitin

Ve Allah’a dönün!

İşittiğiniz vakit

Size verdiğim şeyi

Sonra fehm ile fasledin

Ve sözü mücmel olarak icmal edin

Sonra onu yayın

Talep edenden esirgemeyin

Bu bir Rahmettir ki

Sizi kuşatmıştır; yayın onu

Allah’tan, teyid olunan ve teyid eden olmayı, tertemiz Muhammedi Şeriat ile mukayyed olan ve o Muhammedi Şeriat ile mukayyed kılan olmayı ve bizi kendisinin ümmeti kıldığı O <Muhammed Mustafa> ile haşrolanlar zümresinden olmayı niyaz ederim.

Efendi’nin kölesine aktardığı ilk şey o dur ki: <Âdem Kelimesindeki Hikmet-i İlahiye>.

Açıklama: Bu bölümün şerhi derc edilmemiştir. Kişilerin anlayışlarına havale edilmiştir. Yalnız birkaç hususa tekraren işaret edelim. Her şeyden önce Şeyh-i Ekber, Füsûsu’l-Hikem’in en kadim olan makamdan yani Ahadiyyet makamından süzülüp geldiğini ifade etmektedir. Üstelik Ahadiyet makamından süzülüp gelen bu eseri Şeyh-i Ekber’e ilka eden Resulullah’tır. Şeyh-i Ekber ise kendisinin ne bir Nebi ne de bir Resul olduğunu bildirdikten sonra yalnızca bir Varis ve ahiretinin peşinde bir mü’min olduğunu ifade etmektedir. Bu anlamda kendisini Muhammedi Şeriat ile sınırladığını da beyan buyurmaktadır. Dibace’yi bu şekilde özetlemek yeterlidir. Şerh, fasslar için düşünülmüştür.