Karşı Kıyı
Üzeyir BağcıArtık bahardı mevsim. Son cemre de düşmüştü. Hava aynı gün içerisinde birkaç kez değişiyordu. Yağmurla güneş, poyrazla samyeli hep peş peşe idi. İhtiyar, bu havaları iyi biliyordu. Şöyle bir bakındı, uzakta bir şey ararmışçasına. Sonra çocuğa döndü; uzun uzun baktı. Çocuğun arkası dönüktü, dere kenarındaki kurbağalarla oynuyordu. Nedense bir anda irkildi ve ihtiyara doğru koştu. İhtiyar, uzun bir hasretten sonraymışçasına çocuğu bağrına bastı. Sonra şöyle dedi:
-Zamanı geldi oğlum, hadi hazırlan gidiyoruz.
-Nereye gidiyoruz baba, neyin zamanı geldi?
-Hep merak ediyordun ya karşı kıyıyı, şimdi oraya götüreceğim seni. Yoksa merak etmiyor musun artık?
-Etmez olur muyum? Ama neden şimdi geçiyoruz?
-Onu geçerken anlatırım. Hadi sırtıma bin.
Çocuk babasının sırtına bindi ve yola koyuldular. İhtiyar, sırtında oğlu bir yandan yürürken bir yandan da anlatmaya başladı.
-Senin yaşlarındaydım. Ben de çok merak ediyordum derenin karşısını. Böyle bir bahar sabahında babam da beni sırtına alıp sana anlattıklarımın aynısını anlatmıştı bana. “Bak oğlum bundan sonra derenin karşı yakası senindir. İstediğini yapabilirsin. İster ek biç, ister hayvan besle meralarında, istersen de başkasına sat. Ama sakın bu söylediklerimden birini yapmadan dönme. Ayrıca dönerken mutlaka böyle çağlasın dere. Biliyorsun, timsahlar dere böyleyken pusu kuramazlar.”
-Peki, sen ne dedin baba?
-Korktuğumu söyledim, ağladım. O da ağladı; ama kararlıydı, beni bırakıp döndü. Uzun süre ağladım ve düşündüm neden diye. Sonra karnım acıktı, yiyecek bir şeyler aradım. Gece üşüdüm, barınacak bir sığınak gerekiyordu. Aradım ve bir mağara buldum. O sene etraftan topladığım meyve, mantar ve avladığım hayvanlarla geçti. Kış için de bir şeyler depolamıştım mağaranın içine. Zor olsa da kışı atlattım. Derenin çağladığı zaman gelmişti. Kıyıya varana kadar kararlıydım tekrar babama dönmeye. Ancak fark ettim ki, babamın söylediklerinden hiçbirini yapmamıştım. Döndüm ve buraları satmaya karar verdim ama verdikleri para o kadar azdı ki babama bununla dönmek istemedim. Ve etraftan tohum topladım, hayvanlara tuzak kurup yakaladım onları. Sonra tohumları ektim, hayvanları besledim. Bu şekilde bilmiyorum kaç sene geçti. Ardından babamın yanına döndüm. Elbette, dere babamın dediği gibi çağlarken döndüm. Beni görünce çok sevindi, ben de çok sevindim. Neler yaptığımı sordu. Anlattım bir bir. Beni evlendireceğini söyledi bunun üzerine. Evlendim, birkaç ay sonra kendi kıyıma geçmek istediğimi söyledim babama. “Sen bilirsin” dedi. Kendi kıyıma geçtim. Ve şimdi seni babamın kıyısına yani senin kıyına geçiriyorum.
-Şimdi sen de beni mi bırakacaksın?
-Evet.
-İyi de niçin?
-Bunu, oğlunu karşı kıyıya geçirirken anlayacaksın.