Sayfa

(-)Ben, benden öncekinden sonra ilk sayfayım. Belli ki benden öncekine bir şeyler yazılmış. Zira bazı yerlerim acıyor, bazı yerlerim yanık izi, bazı yerlerimi ise felçli gibi hiç hissetmiyorum. Ben böyleysem önceki sayfanın halini hiç düşünemiyorum. Neler yazıldı da neler çekti kim bilir?

Yazan beni de yazmaya başlamış. Ne yazıyordur acaba? İlginç! Benden bahsediyor. Yazan niçin yazdığı şeyden bahseder ki yazısında?

Karnıma ağrıları girmeye başladı. Acaba benden sonraki sayfa ne hissediyor şu an? Bu ağrı ona sirayet ediyor mudur? Önceki sayfanın iniltilerini duyuyordum hep, sonraki de benimkini duyabiliyordur herhalde.

-Benden sonraki sayfa, sesim geliyor mu, duyabiliyor musun beni? Karnıma bir ağrı girdi. Sende ağrı sızı var mı? Seni etkiliyor mu benim ağrım?

+Duyuyorum seni de, dediklerinden bir şey anlamadım. Bu karna ağrı girmesi ne demek. Daha önce ağrı girmedi hiç benim karnıma.

-Bilmiyor musun cidden? Benimle dalga geçmiyorsun, değil mi? Eğer öyleyse çok kırılırım.

+Hayır, seninle dalga geçmiyorum. Gerçekten bilmiyorum. Hem neden seninle dalga geçeyim. Sen seslenene kadar uyuyordum zaten. Bir karnım olduğunu bile sen söyleyince fark ettim. Daha doğrusu, karnım olarak bildiğim şey rüyaymış.

-Kısık sesle konuşabilir misin? Bu ağrı başıma da vuruyor galiba. Kafamın içinde büyük bir savaş var gibi, odaklanamıyorum, düşünceler serseri, hepsi birbiriyle çatışıyor. Gerçi ne sayıklıyorum ben, sen nerden bileceksin? Karnının bile yeni farkına vardın.

+Haklısın, ben ağrı nedir bilmiyorum. Dolayısıyla söylediklerin benim için anlamsız şeyler. Ama bir saniye, bu hissettiğim şey… Benim karnıma da ağrılar girmeye başladı galiba. İçin için batıyor, durmadan sıkıştırıyor, konuşmakta zorlanıyorum. Bir de baş ağrısından bahsediyordun. Bilmiyorum, sanırım bu karın ağrısı gibi bir şey.

-Tam olarak aynı şey olmasa da karın ağrısına benzer. Baş ağrısı  daha ağır ve karmaşık. Ama sen kafana takma bunu.

+Niçin kafama takmayayım? Daha zor olduğunu söylüyorsun. Zaten dayanılacak gibi değil karnımın ağrısı. Eğer başım ağrırsa nasıl tahammül edebilirim?

-Daha fazla dayanamayacağım galiba. Hadi eyvallah!

(-)Ben ne diyorum, bu ne anlıyor. Hep aynı şeyi sayıklayıp duruyor. Neyse, bununla daha fazla vakit kaybetmeye lüzum yok. Yazanın bıraktığı boşluğuma geri döneyim.

+Neden, neye dayanamıyorsun? Susma, konuş lütfen!            

(+)Neden böyle yaptı şimdi? Baş ağrısı bu kadar dayanılmaz bir şey mi? Acaba konuştukça mı ağrıyor? Yoksa niçin konuşmasın benimle? Ya da ben mi ağrıttım başını? Böyle de yapılmaz ki. Bunca konuştuktan, anlattıktan sonra birden susulur mu, yarım bırakılır mı hiç? Ne yapacağım şimdi bu karın ağrısıyla? Neyse uyku bastırmaya başladı. Biraz uyuyayım sonra bakarım çaresine, ağrının.

***

-Merhaba, sonraki sayfa? Nasılsın, iyi misin?

+Merhaba! Ben iyiyim, sen nasılsın? Ne oldu da bir anda sustun?

-Sustum, konuşmaya daha fazla tahammülüm kalmamıştı, ondan. Hem sen, hem de ben konuştukça ağrım artıyordu.

+Peki, şimdi neden tekrar konuşuyorsun, başının ağrısı geçti mi?

-Şükür geçti başımın ağrısı. Ayrıca seni öylece, selamsız sabahsız, bir helallik bile almadan bırakamazdım. Yakışmazdı bana, seni uykundan edip sonra da çekip gitmek.

+İyisin yani? Ama benim karnımın ağrısı hala geçmedi.

-Pek de iyi değilim aslında. Başımın ağrısı geçince her yanım ağrımaya başladı. Senin karın ağrın da geçer, nasipse. Fakat söylediğim gibi, sonra başın ağrımaya başlayacak, daha sancılı ve geçmesi daha zor olacak.

+Ya karın ağrısı geçmezse, geçse bile baş ağrısına dayanamazsam ne olacak?

-Eğer karın ağrın geçer, başın ağrımaya başlarsa; nasıl buna dayanıyorsan ona da dayanırsın. Ağrının şiddetiyle beraber dayanma gücünde artar. Korkma!

+Korkma diyorsun da, ne yapacağım şimdi ben? Bu ağrıyı geçirmenin veya dayanmanın bir yolu yok mu? Seninki nasıl geçti?

-Ne yapmalısın bilmiyorum. Bence canın ne istiyorsa onu yap. Ağrıyı geçirmenin bir yolu yok. Benimkinin nasıl geçtiğini de boş ver. Benimki, benim ağrımdı. Geçti, gitti. Yerine yenisi geldi. Sen kendi karın ağrına bak. Hem zaten biz farklı sayfalarız. Yazan beni böyle yazıyor. Belki senin karın ağrın geçmeyecek.

+Sen ne dediğinin farkında mısın? Az önce geçer diyordun, şimdi seninki geçmez diyorsun. Hem yazan benim karın ağrımı neden geçirmeyecekmiş ki?

-Dedim ya, biz farklı sayfalarız. Ayrıca bu, yazanın işi. Ben nerden bileyim? Ben yazmıyorum ki.

+Dur, soluklan biraz! Karnım çok kötü ağrıyor.

 -Öyle mi? Sen bilirsin.

(-)Karnım ağrıyor deyip sızlanıyor durmadan. Adam akıllı dinlese beni, bir anlasa rahatlayacak ama kendi bilir.

(+)Yine aynı şeyi yapıyor, saçma sapan konuşup karnımı ağrıtıyor. Acaba bunu bilerek mi yapıyor? Eğer söyledikleri doğruysa, ben bu ağrıyla nasıl baş edeceğim. Dahası bir ömür bu ağrıyla geçer mi? Git gide şiddetleniyor. Keşke hiç cevap vermeseydim, ne güzel uyuyordum. Çok mutlu olmasam da, böyle bir sancım yoktu. Neyse, ben en iyisi uyuyayım. Belki biraz unuturum şu karın ağrısını.