Uçurumun Kenarında Devleşenler
beste bekirHangimiz hayatta birtakım zorluklarla karşılaşmıyoruz ki… Hele bir de yazar ya da şair olduğunuzu varsayın. Onlar hayata daha derin bir perspektiften bakan, duyarlılık düzeyleri toplumun genelinden daha yüksek olan ve dolayısıyla bulundukları toplumun dertlerini kendilerine dert edinen özel insanlardır.
Nitekim, İsveç’teki Karolinska Enstitüsü’nden bilim adamlarının yaptığı araştırma, yazarlarda anksiyete ve bipolar bozukluk, şizofreni, tek kutuplu depresyon ve madde kullanımı riskinin yüksek olabileceğini ortaya koymuş; ayrıca bu kişilerin intihar etme riskinin sıradan kişilere göre iki kat fazla olabileceğini göstermiştir. Psikanalizin babası Sigmund Freud’un, sanatçının yapısı bakımından içe dönük ve ruhsal bozukluklara yatkın olduğu şeklindeki söylemi de bu savı destekler niteliktedir.
Bu bağlamda kimisi intihar etmiş, kimisi de hayatı boyunca ciddi ruhsal hastalıklarla savaşmış yazar, düşünür ve şairlerden bahsetmek istiyorum:
Dünyaca ünlü Rus yazar Lev Nikolayeviç Tolstoy ilerleyen yaşının da etkisiyle depresyonun pençesine düşer.Kendini toplumdan soyutlayarak inzivaya çekilmeyi tercih eden yazar,zamanla daha da takıntılı bir insan hâline gelir. İçindeki intihar etme arzusunu hiç engelleyemez. Ölümüne kısa bir süre kala evden kaçan yazar, on gün sonra bir tren istasyonunun kulübesinde ölü bulunur.
Alman filozof Friedrich Wilhelm Nietzsche ise frengiye yakalanır. İlerleyen hastalığı ruhsal sağlığının da bozulmasına neden olur.Çok şiddetli depresyon ve intihar eğilimiyle yaşayan filozof, aklî dengesini sonunda tamamen yitirir.
Varoluşçu Rus yazar Fyodor Mihayloviç Dostoyevski de epilepsi (sara) hastası olması sebebiyle birtakım sorunlar yaşamaktadır. Bununla beraber ömür boyu süren depresyon ve hayatının bir bölümünde kendisini çok etkileyen kumar bağımlılığı hayatını zindana çevirmiştir.
Modern edebiyatın önemli ismi Franz Kafka ise, sosyal anksiyete ve depresyonla mücadele eden yalnız bir adamdır.Prag’da, devlete bağlı bir sigorta şirketinde çalışır. Bu durum onun üzerinde bürokrasinin ve genel olarak hayatın anlamsız olduğu duygusunu uyandırır. Migren, stres, uykusuzluk gibi sıkıntılarının üzerine bir de kanser eklenince kırk yaşında yaratıcılığının zirvesinde hayatını kaybeder.
İngiliz yazar Virginia Woolf, son romanını bitirdikten sonra içine kapanır ve halüsinasyonlar görmeye başlar. Yoğun depresyon altındaki yazar, İkinci Dünya Savaşı’nın da etkisiyle 1941 yılında ceplerini taşlarla doldurup kendisini evinin yakınındaki nehre atar ve boğularak hayatını kaybeder.
Alman yazar Stefan Zweig da intihar eden yazarlar arasındadır.Almanya’da iktidara gelen Naziler, savaş karşıtı olan yazar, şair ve bilim insanlarına karşı da bir savaş başlatırlar. Bunlardan birisi de Stefan Zweig’tır. Hitler ve taraftarlarının takındıkları düşmanca tavırlar nedeniyle bunalıma giren Zweig ve eşi intihar etmeye karar verirler.
Zweig bir soda şişesinin içine “Veronal” denilen zehri ilave eder ve bu şişeden üç büyük yudum alır. Eşine şişeyi uzatırken “Yanıma gelmek arzusundaysan eğer bunu istediğin zaman yapabilirsin…” der. Böylelikle karı koca sonsuzluğa göçer.
Hayatı boyunca depresyonla mücadele eden bir başka yazar da Edgar Allan Poe‘dur. On üç yaşındaki kuzeni ile yaptığı evlilik yazarın ruh sağlığının pek de yerinde olmadığının âdeta kanıtı niteliğindedir.
ABD’li yazar Ernest Hemingway ise son derece sıra dışı bir hayat sürer. Yaşamı boyunca da depresyon, paranoya ve alkolizmden kurtulamaz. Bu sıra dışı hayatını yine sıra dışı bir yöntemle sona erdirir ve av tüfeğiyle intihar eder.
Türk yazarlara bakıtığımızda ise karşımıza ilk olarak Tanzimat Dönemi’nde bilim, felsefe, edebiyat eleştirisi, biyografi alanlarında eser vermiş bir Osmanlı aydını olan Beşir Fuad çıkar. Ruhsal açıdan çöküntü yaşayan yazar, otuz beş yaşında bileklerini keserek hayatına son vermiştir. Bir bilimsel deney havasında gerçekleştirdiği intiharı, Osmanlı toplumunda ve basında geniş yankı uyandırmış; hatta İstanbul’da peş peşe gerçekleşecek intiharlara olumsuz mânâda ilham vermiştir.
Bir zamanlar Türk şiirinin genç ve yetenekli kadın şairlerinden olan Nilgün Marmara ise eğitimini Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamlar. İntihar etmiş yazarlardan olan Sylvia Plath üzerine tez hazırlar. 13 Ekim 1987’de yirmi dokuz yaşındayken o da intihar eder.
Yukarıdaki örneklerde de görüldüğü gibi dünya çapında ün kazanmış önemli şair, filozof ve yazarlar hayatlarının belli dönemlerinde gerek yaşadıkları zorluklar gerekse yaratıcılığın getirdiği daha iyiyi yaratma endişesi ile çıkmazlara sürüklenmişlerdir. Yaradılışlarında var olan yüksek duyarlılık ise hayatlarını hiç tükenmeyecek bir huzursuzluk hissiyle sürdürmelerine yol açmıştır. Bu tükenmeyen duyarlılık ve huzursuzluk hâli verimliliklerini arttıran önemli bir etken olsa da kimilerini hayatlarına son verme noktasına getirmiştir.