Yankı

İç çekişlerin arasından son defa konuşuyorum, bu bir vedanın bir önsözüdür, durdurun nefes alışverişlerinizi ve yalnızca iki dakikanızı harcayın bir veda edenin duvarlarda yankılanan son cümlelerine.

Bir veda nereden başlar hiç bilemedim bu zamana kadar ya da veda nasıl edilirdi hiç beceremezdim, takılır kalırdım bütün o yaşanmışlıkların, söylenecek tonlarca sözün, akıtacak birkaç damla gözyaşının, öpülecek dudakların boğazıma takılması gibi.

Hiç yeteneğim olmadı gökyüzüne bakıp kendimle iki kelam etmeye öte yandan yıldızlar da pek hevesli değildir sanırım benimle biraz muhabbet çevirmeye.

Aklıma geldi de yarım bırakmışımdır her vedanın arkasını arkada kalan ben olmama karşın.

Dönüp bakan da olmamıştır gerçi ne yapıyor bu adam veda etmeyi becerebildi mi acaba diye.

Söyledim ya çok beceriksizim bu konuda.

Haa bu beceriksizliğim bununla da sınırlı değildir.

Hiç oralı da olamam kendime ne kaldı geriye, benden geriye diye.

Sanki giden almıştır bütün benliğimi de bana bir fakir beden bırakmış gibi hissederim.

Döner dururum etrafında bir kuru takıntının.

Ruh desen ruh da yok ki arkadaş biraz alengirli cümleler kursun şu adam.

Sözün özü bu konuşan da anlayacağınız üzere becerilemeyen bir vedadan geriye kalan, ruhundan yoksun bir garibin dinleyen gözlere son hecelerini sunduğu bir kalbin son tıkırtılarıdır.

Ha, şunu da ekleyeyim verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz.